6 Şubat 2015 Cuma

Etimoloji G harfi ile ... I

gaddar zalim, kıyıcı < Ar. gaddār çok haksızlık eden, kıyıcı < Ar. gadr < # gdr < Akad. kadru(m), gadru saldırgan, sinirli. Şimşek

gamma ~ İng. gamma  bir tür radyoaktif ışın  1903 Ernest Rutherford, Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. Eyun.  gámma γάμμα  Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~  Fen. gmel deve, Fenike alfabesinin üçüncü harfi= Aram. gīmel גימל Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi . NETS
Bkz; alfa, alfabe, beta, cim, delta, elif, epsilon,  lam, cim, omega, sigma, pi,
gargara < Ar. gargara < # grgr < Akad. si(g)gaggur-tu, singanga/ur-tu ‘Kehle’ boğaz, gırtlak, İbr. gargart, yutak, boyun. Yunancada geçer. İtal. gargarozzo, gargara, Fr. Gargariser gargara yapmak. ŞİMŞEK
gargara    Ar.  ġarġara ͭ غرغرة  ġrġr faˁfaˁaͭ < Ar. ġarġara غرغر . NETS

garp, garb ~ Ar ġarb غرب #ġrb günbatımı, batı < Ar. ġaraba غرب ayrıldı, uzaklaştı, (gün) battı, ayrı idi, yabancı veya tuhaf idi = Aram. ˁrēbā ערבא gün batımı = Akad. erēbu 
● Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma, tuhaf olma) türevseldir. Eski Yunanca Europē (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. NETS
garp, -bı    Ar. ¦arb . esk. Batı, günindi. Türkçe Sözlük 
garp/b batı < Ar. garb güneş batımı, # grb ayrılma, uzaklaşma, yabancı olma, güneş batma < Ar. garaba uzaklaştı, ayrıldı (güneş) battı < Aram. arēbā gün batımı < Akad. erbu(m), erebu güneşin batışı, gün batımı, batı. İbr. ‘erev akşam, Sür. ‘arab, Ugar. ‘rb gün batımı. Yun. erebos karanlık, gece, yeraltı karanlığı, ölüler ülkesi.  Şimşek
erebu setting (of the sun), west, mountain pass. TASD
erēb šamši the West . AKDI

gazal ceylan, ceylan yavrusu, güzel, iri göz < Ar. yazāl ceylan < Akad. huzalu(m), uzalu ceylan, genç ceylan > Yun?/Ar. >İng. gazelle, İtal. gazella, İsp. gacelaŞİMŞEK
gazal : hüne : geyik, ahu— Hirsch, Gazelle. ÇAOS
gazal Ar. ġazāl غزال  #ġzl ceylan, antilop Aram. ˁuzīlā Akad. χuzālu/uzālu a.a. NETS

Girit Minos (Lineer A) dilinde Ke-re-ta.
İbranice Ke-re-et: surlu şehir. Sitchin

gırbal (kırbal) < Ar. gırbāl, < Lat. corbula seyrek örülmüş küçük sepet < Lat. corbis < Ar. gırbāl < Akad. arballu(m) kalbur < Aram. ‘arbela > Lat. cribellum > İtal. crivello, İsp. garbillo kalbur, elek, Akad. gigirbalu bir çeşit sepet < Süm. gigur sandık, sepet, varil benzeri kap, bir hacim ölçüsü birimi. Gırbal kelimesi bir grup Akadca kelimeden birinden ve köken olarak da Sümerceden gelmektedir. Şimşek
kırbaAr. ḳirba ͭ/ḳirrāba ͭ قربة  #ḳrb  su tulumu. NETS

gitar / di-tar (Süm.), geşdi-tar. bir müzik aleti, gitar. SNAX
guitare  ~ Fr.  bir tür telli çalgı ~ İsp. guitara ~ Ar. kīs̠ār/kītār  ~ Eyun.  kithára κιθάρα  ~? Efa.
● Yunanca sözcük bilinmeyen bir doğu dilinden alıntıdır. Karş. Fa. sihtār (üç telli çalgı), dutār. (iki telli çalgı) < tār(tel). NETS

gomalak ~ Fr. gomme à laque sakız-cila, rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası § Fr. gomme sakız, lastik (<< Lat. gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ Eyun.  kómmi κόμμι ~ Mıs. kmj-t ) + Fr. laque cila → lake  
gomalak, -ğı    Fr. gomme-laque 
 kim. Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine.   Türkçe Sözlük 
gomalak ~ Fr. gomme à laque sakız-cila, rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası § Fr.  gomme sakız, lastik(<< Lat. gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ Eyun. kómmi κόμμι  ~ Mıs. kmj-t ) + Fr. laque cila → lake  . NETS
 Eski Mısırca’dan geçmiştir.

gurbet kurb/kurbet ~ Ar. ḳurb قرب #ḳrb yakın olma, yakınlık, akrabalık < Ar. ḳariba قرب yakın idi, yaklaştı, yanaştı= Aram. ḳrēb קרב = Akad. ḳerēbu yaklaşmak, yakın olmak, ittifak etmek. NETS 
akraba < Ar. aqraba (qarip çoğ.) yakınlar <qrb yakın olma < Akad. qerbum yakın, > qerebum, Asur. qarabu(m) kapalı olmak, mevcut olmak, yakın > Akad. qeruptum yakınlık. ŞİMŞEK
akraba Ar. aḳribāˀ أقرباء  #ḳrb yakınlar Ar. ḳarīb قريب  [faˁīl sf.] yakın. NETS
akraba Ar. karib (yakın)ten yakınlar, yakında olanlar. Ar. akriba. Ar. kurb yakınlık. İZEY
gurbet < Ar. gurba ayrılık, uzaklık, yabancılık, gariplik < Ar. garb güneş batımı, grb ayrılma, uzaklaşma, yabancı olma, Aram areba gün batımı < Akad erbu, erebu güneşin batışı, gün batımı. Şimşek
gurbet  < Ar. gurbet gurbet, Ar. ¦urbet.  Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer, gurbetlik kurbet.  Türkçe Sözlük

guştura .(Süm.) dinleyen. Türk dili EŞTUGAN (ESTUGAN, ESTİGEN) dinleyen (Umum
Türk) EŞ (ES) şuur EŞİT (ESİT) işitmek.
GENŞTÜK kulak. EŞTÜK dinleyen. Olcas
ğeštu(-g) (Süm.) kulak (uznum), bilgili, anlayışlı olmak (temum)
ğeštu…sum: dinlemek, akıl vermek
ğeštu2 akıl, anlayış (hasisum), kulak (uznum)
ğeštu2šu2: kulağını kapatmak
ğeštu2(-g): kulak, işitmek, anlamak. SNAX
kulak vermek , tinglamak : dinlemek,. — Hören, gehorchen.
kulak vermek , iselemek  istima' etmek. — Aufpassen, anhören. ÇAOS
kaššpu, kešēpu düşünmek, saymak, hesap etmek. ŞİMŞEK




Hiç yorum yok: