7 Şubat 2015 Cumartesi

Etimoloji S harfi ile ... II

sekreter se-ek-re-um (Süm.);
se-ek-ru-um,  se2-ek-rum, sekreterum
munus se-ek-ru-um. Katibe, sekreter, yazıcı.
Se2-ek-rum.sekretum. sekreter, bayan yazıcı. SNAX
sekret ekalli  (feminine) [Government] palace concubine , harem woman ; Cf. sekrutu, sekretūtu See also : bēt isāti, esertu. AKDI
sekretūtu [Human → Family] concubinage , common-law wedding , seclusion secluding Cf. sekrutu, sekret ekalli, sekēru. AKDI
sekrum [WOMAN] wr. se2-ek-rum "a class of women" Akad. sekretu sekretu "enclosed (woman)". se2-ekrum=cloistered woman. SSED
16. lugal-e inim nu-mu-un-ne-ši-ib2-gi se2-ek-rum-še3 ba-da-an-kur9. The three ox-drivers from Adab
89. lugal-e se2-ek-rum-ta ed2-da-ni-ta. The three ox-drivers from Adab
17. lugal-e se2-ek-rum-ta ad mu-un-di-ni-ib2-gi-gi The three ox-drivers from Adab
secretary :late 14c., "person entrusted with secrets," from M.L. secretarius "clerk, notary, confidential officer, confidant," from L. secretum "a secret" (see secret). Meaning "person who keeps records, write letters, etc.," originally for a king, first recorded c.1400. As title of ministers presiding over executive departments of state, it is from 1590s. The word also is used in both French and English to mean "a private desk," sometimes in French form secretaire (1818). ONED
secretaire  cabinet for private papers, 1771, from Fr. secréraire, from M.L. secretarius (see secretary). Anglicized form secretary is attested from 1803. ONED
secretariat  "office of secretary," 1811, from Fr. secrétariat, from M.L. secretarius (see secretary). ONED
secret  late 14c. (n.), c.1400 (adj.), from L. secretus "set apart, withdrawn, hidden," originally pp. of secernere "to set apart," from se- "without, apart," prop. “on one's own” (from PIE*sed-, from base *s(w)e-; see idiom) + cernere "separate" (see crisis). The verb meaning "to keep secret" (described in OED as "obsolete") is attested from 1590s. Secretive is attested from 1853. Secret agent first recorded 1715; secret service is from 1737; secret weapon is from 1936. ONED
se-ek-ru-um /se2-ek-ru-um / se2-ke-ru-um : katibe, sekreter, bayan yazıcı. Akad. sekreterum, sekretum. SNAX
sekrum / se2-ek-rum  [WOMAN] wr. se2-ek-rum "a class of women" Akad. sekretu .TPSD
sekreter  Fr.  secrétaire kâtip OLat.   secretarius  sır kâtibi,  özel kalem müdürü Lat. secretus ayrı, saklı  Lat. se+cernere, cret-ayırmak → sekresyon. NETS

Sekreter sözcüğünün kökeni Sümercedir ve ve oradan da Akadça’ya geçmiştir.   Fransızca olduğu tespitleri yanlıştır.
sekretu / sekratu a woman of high rank, possibly cloistered, a woman of the palace household, court lady. Süm. SALZI.IK.RUM/RU.UM. TASD 
sekreter    Fr. secrétaire 
a. 1. Özel veya kamu kuruluşlarında belli bir makama, kişiye yardımcı olmak amacıyla haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli. 2. Özel kuruluşlarda veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse, yazman. 3. Gazetelerde sayfa düzenlemesini yapan kimse. Türkçe Sözlük
sekret ekalli  (feminine) palace concubine , harem woman ; Cf. sekrutusekēru *, sekretūtu
See also : bēt isāti, esertu. AKDI
sekrutu  (sekretu ; feminine) concubine , recluse , harem woman Cf. sekretūtu, sekret ekalli, sekēru. AKDI

selam silim / si-lim (Süm.);
selam    Ar. sel¥m 
a. (sela:mı, l ince okunur) Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba.  1. Barış, rahatlık. 2. Sonu iyi ve hayırlı çıkma. BTSÖ

Anlamı aynen; sağlam olmak, sağ olmak, dostluk, arkadaşlık, sağlık, barış, güvenlik, esenlik'tir, kutlamak'tır, selamlamak'tır. Tüm Sami dillere Sümerce'den geçerek  (slm)kökü ile yerleşmiş,   Akadça' ya  salimusalamusalimasalimimusallimu  şekillerinde (peace, amity / barış, dostluk anlamlarında)  geçmiştir. İbranice'de: šalom  שלוֹם  , Arapça'da: salam  سلام , Süryanice'de; šlama olarak, Gagauz Türkçesi'nde; selemselemet, Divanü Lugati't-Türk'te; esen    اسن  ; Moğolca'da; ezen şeklinde yeralmıştır. İslam, müslüman, salim, selim, esen v.b.  kelimeler de Sümerce silim (si-lim) den türetilmiştir. Bu kelimeden türetilen de birçok kelime vardır. salim, selametle, salimen v.b. gibi... Velhasıl; 6500 yıldan bu yana, çok geniş bir coğrafyada kullanılmış ve halen de kullanılan bir kelime selam...Selam olsun... Ne kadar geniş bir coğrafyada binyıllardır telaffuz edilen bir kelime ve de ne kadar güçlü ve anlamlı bir kelime

silim
"(to be) healthy; completeness; well-being" Akad. šalāmu; šulmu. Base forms: silim. Written forms: silimsilim-masilim-ma-ta; silim-ma-ta-am3. Normalized forms: silim (silim, silim-ma-ta, silim-ma-ta-am3); silim;a (silim-ma).(to be) healthy. TPSD 
silim : sağ, sağlam, sağlam olmak, dostluk, arkadaşlık, güven, güvenlik, sağlık. şalamum, şalmum, şulmum, salimum, salamum.
silim-ma he2-me-en : hoş geldiniz.
silim-şe3 gu3…de2 : selam söylemek, selamlamak. SNAX
silim[healthy]
Base forms: silim. Written forms:silim; silim-ma; silim-ma-ta; silim-ma-ta-am3 Normalized forms:silim (silim, silim-ma-ta, silim-ma-ta-am3); silim;a (silim-ma . DCCL
silim "heil”, to be/make good, healthy. SUZE
silim[DI]:  to be/make in good shape, healthy, complete (usually  considered Akad.   loanword,   root means   'peace '   in 18 of  21 Semitic   languages ,  but  Sumerians  used word  in greet ing  and  root  not   in Orel&Stolbova's  Hamito - Semitic  Etymological  Dictionary; cf., sil5, 'pleasure, joy', + lum,   ' to  grow luxuriantly'). SULE
nin gal an-na dinana-ra silim-ma ga-na-ab-be2-en. ETCSL c.2.5.3-6
diĝir silim-ma en-nu-uĝ3 abula maḫ-a-ke4.ETCSL c.2.6.9.4-18
ĝišma2 dsuen-na silim-ma ḫe2-me-en ĝišma2 silim-ma ḫe2-me-en. ETCSL c.1.5.1-2224A
salāmu   [SILIM :  ]  G. to be friendly, in good relations ; to be reconciled (with s.o.) D. to propitiate ; to bring peace to s.o. Š.  to calm down s.o.Variants : selēmu See also : salīmu, salīmiš, salmāniš, salāmu (1), sullumu Comparison with other Semitic languages : 
Syriac : šlama «peace»
Hebrew : šalom  שלוֹם «peace»
Arabic : salam  سلام .
salāmu (2) Variants : silīmu . See also : sulummû, šalintu, salāmu, pargāniš rabāṣu, musallimu, ina sulummê . AKDI
selam: ~ Ar. salām سلام [#slm] 1. sağ ve sağlam olma, güvenli olma, barışık olma, 2. sağlık, selamet, barış, güvenlik = Akad. şalāmu/şulmu = Sümer silim.
eşkökenliler: Ar #slm: aleykümselam, islam, müslim, müslüman, salim, selam, selamet, selamünaleyküm, selim, şeyhülislam, tesellüm, teslim, vesselam . NETS
müslim; ~ Ar. muslim مسلم [#slm] teslim olan, islam olan < Ar. islām إسلام  teslim olma, direnmeme, islam dini → selam
müslüman müsülman/müselman  ~ Fa. muslimān مسلمان [çoğ.] < Ar. muslim مسلم → müslim
 islam~ Ar. islām إسلام [#slm] 1. teslim olma, boyun eğme, 2. bir din → selam .  NETS’de  
de önerimiz ve ispatımız üzerine kökenin Sümerce olduğu düzeltildi.
silim to be well, whole, healthy, safe, at peace, in good condition; to fulfill an office or term. ESUG
silim[DI]: to be/make in good shape, healthy, complete (usually considered Akad. loanword, root means 'peace' in 18 of 21 Semitic languages, but Sumerians used word in greeting and root not in Orel & Stolbova's Hamito-Semitic Etymological Dictionary; cf., sil5, 'pleasure, joy', + lum, 'to grow luxuriantly').
silim...dug4/du11/di/e: to greet, say "Hello" ('health' + 'to speak').
silim-šè gù...dé: to greet, say "Hello" ('health' + 'regarding' + 'to call, say').
silim...sum: to greet, say "Hello" ('greeting' + 'to give'). 
a-silim: potion ('water' + 'health').  sağlıklı su. ANSD
isen : sağ, salim, sahih, afiyet, sağlam. — Gesund, ganz, wahrhaft. | isenlik : sihhat, afiyet, selamet. — Gesundheit, Heil, ÇAOS
saz : sağ selamet, rahat. — Vollständige Gesundheit, Ruhe. ÇAOS
silim  "heil (s./w.)"  „to be/make good, healthy“ ("to be vigorous, to make healthy, to restore")  (silim-ma  du11.g)  |  ("heil sein")  da-nuum, da-num2 /*dannum/ "stark")  si-li-im  syll. In Sprichwort? , mittelbab.  si-lim-ma  syll. = silim-ma  s. diĝir-silim-ma, eren2 silim-ma, nam-gaeš8—silim
silim  "Heil" (unorth. si-li-ši-a)  ("salvation")  s.  digi-bi-še3-silim-ma,  dka-ba-ni-silim-ma (GN), ka-R, KA R-ma, KA2-silim-ma,  ig2-R,  dlugal-silim-ma, šu R-ma  silim-bi  "höflich" silim--du11.g, e  "Gesundheit, Wohlergehen  sagen, Gesundh., Wohlerg. zusprechen"  (gg. Bed. "grüßen")  silim--e  si-lim  |  si-limma na-du11-ga (so richtig: "gegrüßt  habend")  s. silim-eš2--du11.g, e, di silim-(e)-eš2--du11.g,e ,di  "in Wohlergehen  sagen, lobend sprechen, loben, preisen"  muštāmû, šutarruhu ni2 silim-še3--e  |  ("to praise oneself"; hier von  Nungal)  s. ni2 silim(-e)-eš(2)--du11.g, silim zi-de3-eš-- du11.g  silim-ma--du11.g, e, di  "'in guter Gesundheit' sagen, "'Heil sagen"  šulma qabû, šilim  qabû  . silim zi-de3-eš--du11.  diĝir-silim-ma .. Tanrı selamı./Tanrının selamı. uru-silim : barış şehri Ur. SUZE
silim [HEALTHY] wr. silim "(to be) healthy; completeness; well-being" Akad. šalāmu; šulmu silim +  -ma  . 1. (to be) healthy .lu2 silim dug4-dug4 = mu-uš-ta-ri-hum ; lu2 silim dug4 ak =mu-uš-ta-ri-hum . [[silim]] = si-li-im = DI = ša-la-mu-um ; [silim] = = ta-aš-ri-ih-tum .  2. completeness 3. well-being . Akad. šalāmu "to be(come) healthy, intact"; šulmu "completeness". (tamlık, bütünlük). See ETCSL: silim=to be healthy. Note:  Sumerian si-li-im is a rebus representation of Akkadian ša-la-mu-um   Note:  Proto-Afro-Asiatic: *s/cVlVm-Meaning: be unharmed; friendly . Semitic: *šVlVm- 'be unharmed (sağ, salim olarak), healthy' (sağlıklı)  ˜ *sVlVm- 'be friendly' . Egyptian: smr (AE) 'friendly'Proto-Semitic: *šVlVm- ˜ *sVlVm- . Afroasiatic etymology:  Meaning: 'be unharmed, healthy' . Akkadian: šalamu 'be unharmed, in good conditions, stay well'; cf. sal ̄ āmu 'be friendly', salīmu OB 'peace, concord, friendship' . Ugaritic: šlm 'be unharmed, healthy' . Phoenician: šlm . Hebrew: šālam 'be completed, ready (work, construction); remain healthy, unharmed; keep peace' . Arabic: slm . Epigraphic South Arabian: slm 'be healthy, in a happy situation'. http://sumerian.741.com/s10.pdf. SSED.
lu-silim: kusursuz,mükemmel adam perfect man ('man' + 'good, healthy') lu ideogramı insanları, meslekleri belirtir.
Urusilim  ‘city of peace’ < uru ‘city’ + silim ‘peace’.  Barış şehri/kenti. http://nookofnames.com/2011/07/02/sumerian-names-part-1
sâlem; selâm. Selâm berdi.- Selâm verdi, Selâm hat- Selâm yollayan mektup, Selâm etti- Eski adete göre genç hanımların yaşı büyük kimselere eğilerek, selam vermesi, Duğay selâm- Ayrıca selâm söylemek. KITS 
salāmu; friendly relations, peace, alliance, to be reconciled, to make peace, to be of a friendly disposition, to bring about peace (between countries), reconciliation; from OB on; islim (islam)- isallim- salim, wr. syll SILIM; cf. musallimu, naslamu, salamu, salimatu, salimis, salimu, salimu, salimi, salmu, silmu, sulamu, sulummu, taslimtu.
salimu (silimu, šalmu); peace, concord, reconciliation with the gods, favor; from
SÜM. SILIM. TASD

Uzaya / uzaylılara selam ; NASA tarafından eylül 1977 de Voyager I adlı insansız bir uzay aracı uzaya fırlatıldı. Bu araç, dış güneş sistemi ve ötesi bir uzay sondası idi. Jüpiter ve Satürn'ü ziyaret etmiş ve bu gezegenlere ait uyduların detaylı fotoğraflarını elde etmişti. Dünya ile olan haberleşmeyi en az 2020 yılına kadar sürdürmesi bekleniyor. Üzerinde bulunan altın kaplama plakada Güneş sisteminin bulunduğu yer ve dünya üzerindeki tüm dilerden oluşan bir selamlama ses kaydı bulunmakta. Uzaylı dostlarımız rastlarsa selamlamak için.. "ancak insanlık 2010 un mayıs ayında uzaydan gelen farklı frekanslara tanık olmuş ve bu nedenle Hawkins'in "Uzaylılar dostumuz olmayabilir ve başımıza büyük dertler açabilir" şeklindeki sözlerini akla getirmiştir." tr.wikipedia.org/wiki/voyager_1  den.
Bütün dünya dilleri derken ne ilginçtir ki Sümerce ve Akadça selamlama da var ve bu altın plağa işlenmiş.. silim-ma-he-me-en. :selam üzerinize olsun. barış, dostluk anlamına .. kime bu selamlar.. eğer dış uzayda akıllı varlıklar varsa ve bu plağı ele geçirirlerse/görürlerse .. bir dostluk mesajı.. hem de Sümerce.. çok ilginç. Sümerce bilebilirler mi?. Kimbilir belki de bir zamanlar onlar bize öğretmişti..! Bu sümerce mesajı dinlemek isteyenler için : http://voyager.jpl.nasa.gov/spacecraft/languages/audio/sumerian.au. yazılışı da aynen silim-ma-he-me-en /.. silim-ma he2-me-en "Welcome" ('may you be healthy'). Carl Sagan'ın Contact romanı akla geliyor.. İlgilenenler için bazı linkler.. http://www.milliyet.com.tr/uzay-aracindaki-gizem/dunya/sondakika/12.05.2010/1236966/default.htm
http://www.habervitrini.com/flas_uzay_aracindan_bilinmeyen_bir_dilde_mesaj_geldi-461731.html. http://www.sabah.com.tr/Dunya/2010/05/13/uzaydan_gelen_garip_sinyaller. http://www-etcsl.orient.ox.ac.uk/section1/c151.htm
It literally means, 'May you be healthy.'
silim-ma he2-me-en  "Welcome" ('may you be healthy'). silim...sum to greet, say "Hello" ('greeting' + 'to give'). So the Sumerian word silim is related to Hebrew shalom and Arabic salaam, and may be the origin of them. The Sumerian traders who spread the Ubaid culture throughout the Near East starting around 6,000 BC (calibrated) would have used this greeting word. http://www.sumerian.org/sumerfaq.htm#s1 .
salute, salaam, salutation, : greeting 
bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde ya da yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle ya da işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme.
salut : selam. Adasozluk.com. Turkish English
● insanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket.
● emniyet, huzur, selamet, esenlik, sağlık, sağlamlık.
● selam: yüce allah'ın isimlerinden, fani olmama, ze-valsizlik, her çeşit arıza ve hadiseden salim olmak. her türlü tehlikeden koruyup selamete çıkaran.
● Ayıplardan, âfetten sâlim oluş. Selâmet, emniyet. Sulh. Asâyiş. Bütün korktuklarından emin olma. * Allah'ın (C.C.) rızasına erişmek için mü'minlerin birbirlerine yaptığı dua. Mü'minler birbirleriyle karşılaştıklarında büyük küçüğe; yürüyen durana; azlık çokluğa; hayvan veya vasıta üzerinde olan yerde yürüyene; yüksekteki aşağıdakine "Selâmün aleyküm" der. Selâmı alan "Ve Aleykümüsselâm ve Rahmetullâhi ve Berekâtühu" diyerek cevap verir. Evvelâ selâm veren daha çok sevap kazanır. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. İki cemaat birbiri ile karşılaşırsa; onlardan birisinin selâm vermesi sünnet-i kifaye, selâm alacak taraftan birisinin selâm alması farz-ı kifayedir.
selâm: rahatlık, emniyet, barış, iyilik.
 Ayıplardan, âfetten sâlim oluş. Selâmet, emniyet. Sulh. Asâyiş. Bütün korktuklarından emin olma. * Allah'ın (C.C.) rızasına erişmek için mü'minlerin birbirlerine yaptığı dua. Mü'minler birbirleriyle karşılaştıklarında büyük küçüğe; yürüyen durana; azlık çokluğa; hayvan veya vasıta üzerinde olan yerde yürüyene; yüksekteki aşağıdakine "Selâmün aleyküm" der. Selâmı alan "Ve Aleykümüsselâm ve Rahmetullâhi ve Berekâtühu" diyerek cevap verir. Evvelâ selâm veren daha çok sevap kazanır. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. İki cemaat birbiri ile karşılaşırsa; onlardan birisinin selâm vermesi sünnet-i kifaye, selâm alacak taraftan birisinin selâm alması farz-ı kifayedir.
esenlik: selam, selamet
esen      : 1sağlık, selamet 2yel, yumuşak yel, esenlik   : selamet, kurtuluş.  Türk Adl .Etim. Söz. Hadi
ŠLM “to be well”: Iš-lam(-GI), Sá-lim(-a-hu), Sa-al-m(ah) (Ur III), Sál-mu-um, sál-ma-at, sá-lim-da; u-sa-lim. gooa-mad2.pdf.
lu2-ulu3 lu2-ulu3 silim bi2-tag-ga. ETCSL c.6.2.3-2
dnin-urta dumu den-lil2-la2 šu-ta silim ba-ab-sag3-sag3-ge-ne. ETCSL c.1.6.2-308
silim ḫa-ma-ne2-eš2 eme elam-ma inim ḫu-mu-ne-ni(source: ni-ne)-gi4. ETCSL c.2.4.2.03-126

Silim ifadesi Sümer metinlerinde yukarıda ifade edildiği aynı anlamlarda ve şekillerde sıkça kullanılan bir kelime ve bu açıdan oldukça şaşırtıcı. Yazılı olarak.. 5000 yıldır anlamı hiç değişmeden kalmış olan bu ifade ..sanki geçmişten gelen, yaşayan bir kelime veya “gücü” barındıran bir ifade..




Hiç yorum yok: