7 Şubat 2015 Cumartesi

Etimoloji N harfi ile... I

naaş < Ar. na’ş ölünün üzerine konduğu platform, tabut < # n'ş kalkma, canlanma, dirilme < Akad. naşu kaldırmak, yükseltmek, çıkmak, taşımak. Şimşek
naaş Ar. naˁş نعش  #nˁş sedye, tahtırevan, üzerinde cenaze taşınan teskere, cenazenin kendisi. NETS

nabi/ nebi haberci, haber veren < Ar. nabiy peygamber < # nwb < Aram. nebiyā, İbr. nābi < # nb çağırma, ilan etme, bildirme < Akad.  nabu çağırmak, adlandırmak, emretmek, buyurmak, karar vermek. Şimşek
nebi Ar. nabī نبى  #nbw peygamber Aram. nbiyā נביא İbr. nābī נבי İbr/Aram. #nba נבא çağır-ma. NETS

nadas Nişanyan 318’ e göre Yun. (neatos), Eyun. neatōs nadastaki tarlanın yeniden işlenmesi < nean (nadastaki tarlayı) yeniden sürmek < néos  yeni. * belki Akad. nidūtu(m) terk, terkedilmiş olma, metruk olma, toprağın işlenmemiş olması, yıkılmış yerler, ülke < Akad. nadû, nadâum atmak, fırlatmak, vaz geçmek, feda etmek, çöl, redddilmiş, terkedilmiş. ŞİMŞEK
nadas ~ Yun. neatós νεατός tarlanın yenilenmek üzere bir yıl boş bırakılması < Eyun. neáō νεάω (nadastaki tarlayı) yeniden sürmek < Eyun. néos νέος yeni → neo+
Karş. Lat. agros novare. NETS
nadas bir tarlayı sürerek bir veya birkaç yıl dinlenmeye bırakma. < Rumca  ‘breaking-up of a fallow land’. EREN

nafta / neft petrolden 100-250 0 C arasında damıtılan ürün < İng. naphta < Yun. naftas, nafta < Eyun. nafta, neft, ham petrol < Aram. neptā < Akad. naptu(m). İtal. nafta, naftalina, İsp. nafta,  Az. neft, Fa. naft, Tat. neft. ŞİMŞEK
neft ~ Ar.  nafṭ نفط petrol, neft yağı ~ Aram.  nepṭā נפטא ~Akad. napṭu < Akad. nabāṭu yanmak, parlamak. NETS
napatu (tutuşan taşlar).  Sitchin
neft    Far. neft.  kim. 1. Organik maddelerin ayrışmasından oluşan tutuşur sıvıların birçoğu. 2. Çoğunlukla boyacılıkta kullanılan, petrol türevlerinden bir çeşit mineral yağ, neft yağı.
Türkçe Sözlük 
napṭu  Ì.KUR.RA :  , Ì.ḪUL. [Nature → Minerals] Naphtha. AKDI
naftalin maden kömürü katranından elde edilen ve yünlü giysileri güveden korumak için kullanılan antiseptik bir hidrokarbon. Uluslararası bir söz olarak Fr. naphtalin, Alm. naphtalin, İng. naphtaline. Türkçeye Framsızcadan geçtiği anlaşılıyor. EREN
naftalin Fr/İng. naphtaline petrolden elde edilen kokulu bir madde  John Kidd, İng. kimyacı (1775-1851). EYun. Náphth. NETS

nane < Ar. na’na nane (yörs. Nana) < # n’n’ < Akad. ananihu, nana/iihU nane >İbr. na’na’, Az. nane, Fa. na’na’. ŞİMŞEK

nane ~ Ar. naˁnāˁ نعناع #nˁnˁ nane bitkisi, mentha = Aram. nānˁā ננעא . NETS

nar1 nu-ur-ma/ nu-ur  (Süm.); nar
nu-ur2-manar, nar ağacı, Akad. nurmum. SNAX
nurma wr. ĝešnu-ur2-ma; gešnu-ur2 "pomegranate" Akad. nurmû.
nu-úr-ma:  pomegranate (tree) (Akad. nurmû, lurmûm, luriinu; 'fruit'). SULE
nurma wr. ĝešnu-ur2-ma; gešnu-ur2 "pomegranate" Akad. nurmû. TPSD
nu-ur2-ma Akad. nurmû, lurmû, lurimtu, "Granatapfel(-baum"), “pomegranate". SUZE
nurma wr. ĝešnu-ur2-ma;  gešnu-ur2 "pomegranate" Akad. nurmû  ĝešnu-ur2-ma pomegranate Akad. nurmû "pomegranate". See ETCSL: nu-ur2-ma=pomegranate. SSED
nar; ~ Fa. nār/anār نار/أنار nar ağacı ve meyvası << Ofa. anār. Muhtemelen bir Hint dilinden alıntıdır. NETS
narAr. nār نار  #nwr ateş. NETS
nu-ur2-ma  nurmû, lurmû, lurimtu
gišNU.UR2.MA  "Granatapfel(-baum)")  ("pomegranate")   nurmû "Granatapfelbaum")  s. kuš-nu-ur2-ma, tu7-nu-ur2-ma. SUZE
nrm; nurmum, ‘pomegranate’. a semitic loanword in Süm. gişnu-ur-ma. GOOA
(ğišnu-úr-ma: pomegranate (tree) (Akad. nurmû, lurmûm, luriinu;'fruit').  ANSD
nurmu (nurumu); pomegranate tree, pomegranate from nu-ur-ma. TASD
nurmû a pomegranate ; aban nurmî : a pomegranate pip Comparison with other Semitic languages : Proto-Semitic : *rimān.  Arabic : rummān  رُمَّان Hebrew : rimmōn  רִמּוֹן. Ge'ez : romān. AKDI
nurma wr. ĝešnu-ur2-ma; gešnu ur2 "pomegranate" Akad. nurmû. TPSD
nar    Far. n¥r, en¥r 
a. bit. b. 1. Nargillerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte, küçük bir ağaç (Punica granatum). 2. Bu ağacın kırmızımtırak sarı sert bir kabukla örtülü, içinde çok sayıda kırmızımtırak, sulu taneler bulunduran yuvarlak yemişi. Türkçe Sözlük
nurmû a pomegranate ; aban nurmî : a pomegranate pip ;
Comparison with other Semitic languages :
Proto-Semitic : *rimān
Arabic : rummān  رُمَّان
Hebrew : rimmōn  רִמּוֹן
Ge'ez : romān AKDI
 nar 1 < Fa. nār/ enā ar ağacı ve meyvesi < Ar. rumannāh< Süry .rummānā < Ugar. lrmnt < Akad. lurmum, larimā’u, lurinnu, lurinu nar, > Akad. nurmû, nurunu nar < Süm. NU.UR.MA > Hit. NU.UR.MA nar. İbr. rimmōn. Şimşek
 Nar (meyve) sözcüğü Akadca’dan bütün Sami/Semitik dillere geçmiştir. Akadcaya Sümerce nu-ur- kökünden geçmiştir.
nar 2 < Ar. nār ateş < Ar. nūr ışık < nwr aydınlık olma, aydınlanma < Akad. nūru ışık, nawarū parlak olmak, aydınlık olmak. Şimşek 

nara < Ar. na’re, na’ra(t) kükreme, nara < # n’r Akad. nā’eru, nā/h.iru, nē’iru aslan kükremesi < Akad. na’āru(m) kükremek, heybetli ses çıkarmak, bağırmak, hırlamak > İbr.  na’ar hırıltı, hırıldama. ŞİMŞEK
nara ~ Ar. naˁra ͭ نعرة #nˁr böğürtü, kükreme < Ar. naˁara نعر böğürdü, kükredi  . NETS

nazar bakış, görüş, göz atma; uğursuz < Ar nazar < Ar. nazara bakma, gözetme, bekçilik etme #nzr < Akad. naşāru(m), bakmak, gözlemek, korumak, muhafaza etmek, korumak, dikkat etmek. ŞİMŞEK
nazar bakış, Akad. nazaru. Lanetlemek iltifat ~ Ar. naẓar نظر #nẓr bakma, bakış < Ar. naẓara نظر baktı● Ar. #nẓr = Aram. #nṭנטר = İbr. #nṣr נצר kökleri eşdeğerdir. NETS
nazar : karağay : siyah, hal, göz, , bakış, kenar, kayğac bakmak, görüş, garet. — Schwarz; Anblick. Raubzug. ÇAOS
nazarum lanetlemek. SNAX

nebat < Ar. nebāt tohumdan çıkan her şey, bitki < # nbt tohumdan çıkma, filizlenme, filiz < Akad. inbu, enbu, imhu meyve, çiçek  İbr. ‘enav asma, üzüm, Ugar. ghnab, Fa. ‘enab. Şimşek
nebat Ar. nabāt نبات  #nbt yerden bitme şey, bitki Ar. nabata نبت bitki bitti, yetişti, filizlendi. NETS

neccar nagar (Süm.) ; 
neccar, marangoz, dülger, Akad. nagarum.
nagar : marangoz, doğramacı, dülger. nagarum. SNAX
lu2nagar: marangoz. nagarum/naggarum. SNAX
nagar; kelimesinin Sümerce’den önceki bir alt dil (substrat)’e ait olabileceği. Landsberger
nagar  wr. nagar "carpenter" Akad. nagaru TPSD
nañar:  adze, wood-chisel; carpenter; craftsman (na4,   ' s tone ' , + ñír, 'knife') [NAGAR archaic frequency: 168; concatenation of 2 sign variants]. SULE
naar: adze, wood-chisel; carpenter; craftsman (na4, 'stone', + ír, 'knife') [NAGAR archaic frequency: 168; concatenation of 2 sign variants].  ANSD
naggāru a carpenter , a joiner , a sawyer. AKDI
naggaru ; carpenter, from OAkk. On, Süm. NAGAR. TASD
nagar  Akad. nagarum. joiner, carpenter". SSED
naĝar "Zimmermann". Akad.  nagāru, "carpenter". SUZE
neccar; Ar. naccār نجّار #ncr marangoz,Aram.  naggārā נגרא #ngr ~ Akad. nagāru/ naggāru . NAGAR : marangoz, nagarrum Ar. naccār نجّار #ncr marangoz ~ Aram. naggārā נגרא #ngr ~ Akad. nagāru/naggāru  ~ Sümer. NETS
neccar doğramacı, marangoz, dülger < Ar. neccār doğramacı < Akad. nagāru(m), naggaru < Süm. LU2NAGAR dülger, doğramacı. Şimşek.2004
naggar, nacar  gibi kelimeler-bir çok yabancı dillere geçmiştir. Landsberger.pdf
neccar   Köken: Ar. Cinsiyet: Erkek 1. Dülger. 2. Marangoz. Türkçe Sözlük
naggāru a carpenter , a joiner , a sawyer + ;
naggār magarri. Cartwright. Variants : naggār mugirri
naggār paši. axe maker. AKDI
neccar ~ Ar. naccār نجّار #ncr marangoz ~ Aram. naggārā נגרא #ngr  ~ Akad. nagāru/naggāru ~ Sümer. NETS
niĝ2 nagar kug-zu dim2-ma-ĝu10. ETCSL c.4.08.25-46
munus zid me-ni me dirig ga nin nagar šag4-ga ETCSL c.1.6.2-412
nagar ĝiškibir2-am3. ETCSL c.6.1.03-164

nefes ~ Ar. nafas نفس #nfs soluk = Aram. naphşā/ npheşā נפשא = Akad. napāşu soluk alma. NETS 
napaşum Pa…ag2.: solumak, nefes almak, teneffüs
napişum. Nefes, soluk, burun deliği. SNAX
nefes    Ar. Nefes. 1. Soluk. 2. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. 3. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman.  4. mec. Canlılık, hayat belirtisi.  5. ed. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir.   Türkçe Sözlük
napāšu  [PEŠ5 :  , PA.AN ]
G. to breathe ; to be(come) wide D. to let breathe freely ; to widen Dt. to be enlarged Dtn. to expand everywhere N. to become easier. AKDI
PEŠ4, PEŠ5, PEŠ6 : solumak, nefes almak. SNAX
nefes < Ar. nafas soluk, < # nfs, Aram. napƏşā soluk alma < Akad. napΚu(m) nefes, teneffüs < Akad.  napāšu(m) soluk, nefes almak, açık olmak, ferah olmak > İbr. npş serbestçe soluk alma. ŞİMŞEK
napištu  [ZI :  ] life, vitality, hayat, canlılık. Cf. napāšu See also : .nabnītu, šiknat napišti
Proto-Semitic : *napiš «soul, life» ruh, hayat
Arabic : nafs  نَفْس
Syriac : napšā  ܢܲܦܫܵܐ
Hebrew : nǝpǝš
Ugaritic : npš  
Ge'ez : nafs
napāšu  [PEŠ5 :  , PA.AN :  ] to breathe , to let breathe freely, to expand everywhere; nefes almak, her yerde genişletmek için, özgürce nefes almasına izin vermek
napaltu/nablatu/napiştu: life-giving, healing
napiştu:life, vigor, vitalty, good health, living beings. Life-giver. TASD
napişu: breath, nefes, soluk. TASD
 Nefes sözcüğü Akadcadan, Ugarit,İbranice, Aramca, Arapça vb. Sami dillere geçmiştir. Akadca’ya  Sümerce PEŠ4/5/6kökünden geldiği gösterilmiştir.

nehir ~ Ar. nahr نهر #nhr akarsu = Aram. nahrā נהרא  = İbr. nāhār נהר = Akad.  nahru .  NETS
nehir, -hri    Ar. nehr  a. Irmak.   Türkçe Sözlük 
nehir < Ar. nahr < # nhr gürül gürül akma < Akad. nāru(m) ırmak, akarsu, kanal > İbr. nāhār, Ugar. nhr, Aram. nahrā, Sür. nahra, Fa. nahr. ŞİMŞEK
nehir : ustan , ırmak,. — Fluss.
Nehir sözcüğü  Akadcadan Aramcaya, Ugaritçeye, İbranice, Arapça, Farsça’ya, Türkçeye geçmiş bir sözcüktür.

nektar
tanrılara özgü ölümsüzlük içkisi, belli oranda şeker ve glikozla seyreltilmiş meyve özü < Fr. nectar çok leziz içki, meyve veya bal özü < EYun. nektar tanrılara özgü ölümsüzlük içkisi, İbr./ Aram. niqtar tütsü ile kokulandırılmış şarap < İbr. niqtar tütsülenmiş, duman tütmek, tütsülemek. Akad. qatranu katran ağacı, sedir reçinesi < qatāru ateş, tütsü, tütmek, duman, yanık, dumanla isle karartma. Şimşek 
nektar Fr. néctar çok leziz içki, çiçek veya meyve özü EYun. néktar νέκταρ tanrıların ölümsüzlük içkisi İbr/Aram. NETS

nema artış, bereket, faiz, ürem < Ar. namā artma, çoğalma, faiz < Akad/Asur. nemēlum kazanç, gelir. Şimşek
nemaAr. namāˀ نماء  #nmw artış Ar. namā نما arttı, çoğaldı, bereket buldu. NETS

neng nig (Süm.);
 niĝ2 /nig2 .
nig : neng. Nesne, şey, mal. Eşya. Whatsoever, thing, whatever, everything. STDT
nigname : nemening. Herşey, her ne ise. Whatever. STDT
ni3 / niğ2 : şey, hepsi. Akad. nimma şumşu. SNAX
niĝ2 "etwas", "Sache" . Akad. mimmû. SUZE
niĝ [THING] wr. niĝ2; aĝ2 "thing, possesion; something" Akad. bušu; mimma. SSED.
niĝname [ANYTHING] wr. niĝ2-na-me; aĝ2-a-ta-me-a "anything" Akad. mimma šumšu. SSED

neseb Ar. nasab نسب z #nsb soyağacı, soy, bir kimsenin mensup olduğu aile veya aşiret < Ar. nasaba نسب bir babaya veya bir soya ait. NETS
neseb Akad. nišutum akrabalık. SNAX
nesil. nişutum. Ni-su.Soy, sülale, akrabalık
nesil, -sli    Ar. nesl.  1. top. b. Kuşak: 2. Hayvanlarda döl. Türkçe Sözlük 
nesil / nesl ~ Ar. nasl نسل [#nsl] 1. doğurtma, baba olma, 2. soy, döl . NETS
Bkz: adam, Adem, insan

nikah < Ar. nikah evlenme işlemi, nikah (#nkh) < Akad. niāku(m), nāku (birisiyle) cinsel ilişkide bulunmak, cinsel ilişki izni > Akad. nÎku cinsel ilişki. ŞİMŞEK
nikah ~ Ar.  nikāḥ نكاح #nkh evlenme işlemi, nikâh ~ Ofa. nikāh 1. bakma, 2. birine bakma, gözetme, bakımını üstlenme = Avenikātam bakma, gözetme << İr*ni-kāθa-
● Arapça sözcük İslamöncesi Farsçadan alınmıştır. Karş Fa. nigāh (bakma, bakış).
NETS

nisan ~ Ar. nīsān نيسان Rumi takvimin ikinci ayı ~ Aram. nisān נסן Arami/İbrani takviminin birinci ayı ~ Akad. nisannu 1. yılın ilk ayı, 2. taze mahsul, turfanda ~ Sümer
● Ay adı olarak Ur III dönem Sümerce ve Eski Babil dönemi kaynaklarından itibaren sıklıkla kaydedilmiştir. Chicago Assy. Dict. v. 11/II. 265-266. Süryaniceden Arapçaya alınan ay adlarından biridir. İbraniceye eski Aramiceden alıntıdır. NETS
nisannum;  1. Ay/nisan.  SNAX
nisannu  [ITI.BARA2.(ZAG.GAR) :  ,  ITI.BAR.(SAG.SAG) ]  
Nissan, first month (approximately March-April)
Variants : Nisaggu, Nisakku, Nisangu, Nisanu, NissannuNissanu
Comparison with other Semitic languages : AKDI
nisan    Ar. n³s¥n.  (ni:san) Yılın dördüncü ayı, april.  Türkçe Sözlük
nisan < Süry, Ar. nisān(nun) > Akad. nisa(n)nu(m), nisakku, nisanggu ilk meyve, ürün, 1.Babil ayı < Süm. NISAG ilk meyve, üzüm > Akad. > İbr. nisā. Akadca’daki 1. Aydır. Şimşek. 2007

 nitro+ ~ Fr./İng. nitro- azot ~ Eyun. nítron νίτρον sodyum karbonat (soda) veya potasyum nitrat (güherçile) ~ Aram. nitrā נתרא ~ Mıs. ntr
● Nitro- (azot) ve natro- (sodyum) radikallerinin aynı nihai kökten türediğine dikkat edilmelidir. NETS
nitr-   İng. nitr- Azot içeren kısmı olan bileşiği gösteren ön ek. Türkçe Sözlük
nitro Fr./İng. nitr(o)- azot Yun. nitron sodyum karbonat, (soda) veya potasyum nitrat (güherçile), EMıs. ntr, ntrj, niry.t (netyeri). Mısır’da bir vadinin  adı. Akad. nit(i)ru güherçile, sodyum. İbr. neter, Ar. natrun / nitrun, Yun. (nitron), İtal. nitro, İsp. nitro, İng. nitre. Türkçeye batı dillerinden geçmiştir. Batı dillerine de Yunanca ya da Arapça vasıtasıyla girmiştir.  ŞİMŞEK
 Eski Mısır / Akadca’dan geçmiştir.

nur
 / nu  (Süm.) ; nar2, nur, ışık 
nur, ışık, nurum.
nu11[ŠIR]: light; fire, lamp; alabaster [NU11 archaic frequency: 32]..SULE, ANSD
nūr arapça: نور #nwr ışık. Karş. Aram. nūrā, Akad. nūru/nīru (ateş). NETS
nu11 : ışık, lamba. Akad. nurum. SNAX
nīru  (n. ; ) light Cf. nawāru. AKDI
nur : aydın , , zav-i asli, ay ve tün yâni aylı gece dir, mahitab, ruşen, mubarek baher, ziadar. — Licht, Helle, Mondhelle, Nacht, Mondschein; leuchtend, glänzend. ÇAOS
ĝiš-nu11 "Licht" . Akad. nūru. SUZE
nūru ; light ; daylight / daybreak ; lamp ; bēt nūri : a lantern ; mukīl nūri : a lamppost ; nūru amāru :to see the light , to be freed / set free / released from jail ; nūru kullumu : to free ; ina nūru : at dawn ; šā(t) nūru / šannūri(m) / šannūru : a lamp / lantern ; šāt nūrātum : a lamp ; 2) the shine / gleam of stones ; 3) (a type of song) ; Cf. nawāru, nuwwurum . Comparison with other Semitic languages :  Proto-Semitic : *nūr «fire». Arabic : noor  نور .Syriac : nūrā  ܢܘܼܪܵܐ «fire» . Hebrew :
nūr  נוּר «fire» . Ugaritic : nr   «lamp». AKDI
ni(w)rum ‘shine’. nurum ‘light’. n’r; nurum. Akad. loanword in Süm. nu-ru. GOOA
iš-nu(11): lamp, light ('tool' + 'light, fire, lamp'). ANSD
nur < Ar. nūr ışık <nwr aydınlık olma, aydınlanma < Akad. nūru ışık. < Akad. nawāru(m), namāru parlak olmak, aydınlık olmak. ŞİMŞEK.2004
nar 2 < Ar. nār ateş < Ar. nûr ışık < nwr aydınlık olma, aydınlanma < Akad. nûu ışık < Akad. nawāru(m), namāru, parlak olmak, aydınlık olmak. ŞİMŞEK
nurum : yaruk. Işık, aydınlık, parlaklık. licht. STDT
Sanskrit nārā Akkadian nāru. The Language of the Harappans: From Akkadian to Sanskrit.
nūru ĝešnu [LIGHT] wr. Süm. nu11ĝešnu;  gešnu2 "light" Akad. nūru. TPSD
niru light. TASD
nur    Ar. n°r. (nu:ru) 1. Aydınlık, ışık, parıltı, ziya. 2. İlahi bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık.   Türkçe Sözlük
nawāru  [ZALAG2 : G. to be bright, shine ; to be glad, cheerful ; stat. : to be favourable, excellent D. to make bright, enlighten, illuminate ;  to expose, uncover ;  to ignite ; to clarify ;  to enlighten s.o. Dt. to be made bright Š. to make shine, become bright ; to polish; to ignite ; to gladden ŠD = D ; to lighten ; to gladden N.  to brighten (eyes) . AKDI
nūru  [ZALAG2 :  , IZI.GAR] 
light ; daylight / daybreak ; lamp ; bēt nūri : a lantern ; mukīl nūri : a lamppost ; nūru amāru :to see the light , to be freed / set free / released from jail ; nūru kullumu : to free ; ina nūru : at dawn ; šā(t) nūru / šannūri(m) / šannūru : a lamp / lantern ;  : šāt nūrātum : a lamp ; 2) the shine / gleam of stones ; 3) (a type of song) ; AKDI
nu11 kur-še3 igi sud il2-dam. ETCSL c.2.1.7-778
e2 e2-dul4-la-bi nu11 an-šag4-ge dirig-ga-am3 . ETCSL c.2.1.7-678
ĝeš-nu11 igi-ĝu10. OB Ugu mu. ‘Önümdeki ışık /meşale’. ..-75
Nar/nur (ışık) sözcüğü Akadca’dan bütün Sami dillere geçmiştir. Akadca sözcüğün kökeni Sümerce nu köküdür.

nüsha ~ Ar. nusχa ͭ نسخة #nsχ (yazıda) kopya, bir kitabın temiz yazılı örneği ~ Aram. nusχā נסחא  = Akad. nusχu.     NETS
nüsha    Ar. nus¬a.  1. Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri: Bu yazma eserin üç nüshası daha var. 2. Gazete, dergi vb.nde sayı.  3. sf. Benzer, aynı, kopya. Türkçe Sözlük 

nüsha (yazıda) kopya, bir kitabın temiz yazılı örneği < Ar. nus¥a bir yazıyı kopyalama, temize çekme < # ns¥ dikkatle yazma, temize çekme < Aram. nuse¥ā < Akad. nashum sökülmüş, kopuk bir tableti kopya etmek, temize öekmek. Şimşek

Hiç yorum yok: