7 Şubat 2015 Cumartesi

Etimoloji T harfi ile... II

tedricen < Ar. tadrÎcan adım adım, derece derece < Ar. tadrÎc adım adım gitme basamak çıkma < Ar. daracd (#drc) < Ar. daraca yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi < Aram. darƏgā (#drg) yürüme, adım. Akad. daraggu yol, yürüme yolu, iz Akad. dargu merdiven, basamak, kademe. ŞİMŞEK
dargu  (Western Semitic origin ;)
a staircase , a step + / stair + / degree + / grade + / rank + / rating + ; bīt dargi : a staircase , a flight of stairs ; ana dargi : gradually , little by little ; Cf. dargu ana dargi. AKDI
tedricen ~ Ar. tadrīcan تدريجً zrf. adım adım, derece derece < Ar.tadrīc تدريج #drc adım adım gitme, basamak çıkma → derece. NETS

tef/def a-da-ab/a-da-ba (Süm.);
a-da-ab: davul, dümbelek, şarkı, türkü. adapum. a-da-ba. SNAX
def/tef; ~ Ar./Fa. daf/daff دف/دفّ tek yüzlü davul,def, çalpara ~ Aram. dappā דפא tabla, tepsi ~ Akad. dappu ~ Sümer . NETS
adapu musical enstrument, a-da-pu. TASD
a-da-ab 1.(e. Musikinstrument), 2. "ein Lied
zum Adab gesungen" . Akad. adapu. SUZE
def tek yüzlü davul, def, çalpara < Fa tef vurmalı bir çalgı, daire çalpara < Akad. da’apu, da’abu itmek, vurmak. Şimşek. 2004
tef    Far. def.  Zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı. Fr.  Tambour.   Türkçe Sözlük

tanrı, tengri   din-gir, digir (Süm.);         
din-gir; ‘roketle gelen dürüst – adiller Sitchin.
din-gir ,  digir ; tanrı, tanrıça, tengri, tangrı, ilah, eloh, elohim ; ilum, iltum
dingir kelimesinin Proto-Fratca’  mı. yoksa Sümerce mi olduğunu katiyetle söyliyemem. Kelime teşkili bakımından Proto-Fratca’ ya benzer. Çünkü bu şekildeki kelimeler bu dilde oldukça boldur. Landsberger
dingir; (diηir, digir) "god" [most ancient graphic sign - symbol  "star ~ sky ~ god"],
anct.
Türk. täηri . Sky; god, deity",
Khakas tugir "sky",
Altai tengeri "sky, god",
Yakut (Saka) tangara "sky, god",
Kazakh tengir, tengeri "god,  or zengir "enormous, high, highest" (the initial *d ~ δ in anlaut6 naturally produced d, t and z),
Uigur tengri/tangri "god",
Chuvash turæ "god, deity",
compare Mongol tængær "sky"; STAG
tenğri    تنكرى  “Ulu Tanrı”. tenğrigen    تنكركان  “Tanrıya tapınan bilgin”. DVLT
Klasik Moğ. tengri, Çağdaş Moğ. tenger “tanrı, ilah, gökyüzü, hava (durumu)” (L, s.
1239), DLT. teŋri “Tanrı” (Gülensoy 1984: 92; Şçerbak 1997: 155), Çuv. turÎ “Tanrı” (Gülensoy 1973: ). TÜRK-MOĞOL DİL İLİŞKİSİ ve ÇUVAŞÇA. Feyzi ERSOY.106; Fedotov 1996b, II, s.252)
tanrı; Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah. Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan. BTSÖ
tingri : tanrı, mevla, yezdan. — Gott, Schöpfer. | tingrilik : ilahiyet, hudayi. — Gottheit. ÇAOS
diĝir "Gott" iludigir an-ki : gods of heaven and earth" (ep. Anuna). dim3-me-er-an-na , digir-an-na.  dingir-kalam-ma-na : god of his land dingir-ug5-ga : ("slain gods"; and
Ninurta/Ningirsu) dingir-numun-zi-zi-da : ("a god of much good progeny", Ningišzida) digir-digir-digir eri-bar : (gods of the region (Ebla)).
DIĜIR.IMIN.BI  : (die "Sieben (götter)"; ilu sebetti)
DIĜIR-ad-gi4-gi4 : (in Götterliste mit Inanna)
diĝir-ĝa2-bi2-du11 : es ist von meinem Gott'
diĝir-gub-ba : "er steht"/"stehender Gott")
DIĜIR-kin-ĝal2 : (in Götterliste mit Inanna)
diĝir-silim-ma : Charpin, Clergé 284 .Tanrı selamı /tanrının selamı. A.Deniz.
diĝir-še3 tu.d : ("to be borne as/to be a god":
diĝir-še-uraš  : ("le dieu qui écoute les conseils secrets", von Ninurta)
diĝir-un3-na : ("die hohen Götter", bezeichnet Sternkonstellationen...). SUZE
digir, dingir: god, deity; determinative for divine beings (di, 'decision', + ar, 'to deliver').  ANSD
tənqrika : 1. tanrı. 2. göy. 3. böyük bir dağ. böyük bir ağac kimi qözə ulu görünən hər şey. DLDS
diĝir "Gott". Akad.  ilu. SUZE
tengri. Tanrı, gök, sema. Gott, god. STDT
diĝir [DEITY] wr. diĝir; dim3-me-er; dim3-me8-er; dim3-mi-ir; di-me2-er "deity, god, goddess"  Akad. iltu; ilu   [[dingir]]  Use of sign  an [SKY]. an [SPADIX]. diĝir (digir dingir dingira) . SSED
tanrı : Allah. Eski Türkçe., Orta Türkçe. Tengri / Teɳri ‘Tanrı, gök, sema’
                teɳri (Bar.)
                teɳɳiri (Kmk.)
                teɳir (Suyg., Sag., Kırg.)
                teɳeri (Oyr., Alt.)
                teɳere (Tel.)
                tegre (Şor.)
                tegri (Leb., Şor., Sag.)
                tëɳri (Kzk., Kkırg.)
                tanrı (Az.)
                taɳrı (Trkm.)
                tăɳri (Bşk., Kzk., TatK., Uyg.)
                tăngri (Özb.)
                tigir (Hak.)
                tărı (Ker.)
                taɳara (Yak.)
                teɳri, teɳgeri (Moğ.). TUGÜ
diĝir [DEITY] wr. diĝir; dim3-me-er; dim3-me8-er; dim3-mi-ir; di-me2-er "deity, god, goddess" Akad. iltu; ilu .TPSD
dnin-urta en dumu den-lil2 la2 ĝeštug2  daĝal diĝir še IB. ETCSL C.1.6.2-153
e2 diĝir gal-gal-e-ne-ka pa e3 u3-ba-ni-ak.ETCSL c.5.3.1-128 
diñir, dingir: god, deity; determinative for divine beings (di, 'decision', + ñar, 'to deliver'). Sumerian Lexicon. J.Halloran. SULE 
diĝir [DEITY]) wr. diĝir; dim3-me-er; dim3-me8-er; dim3-mi-ir; di-me -er 2 "deity, god,goddess" Akad. iltu; ilu.  ilu [GOD] wr. ilu "god" Akad. ilu. See Akkadian elû  . to go up, rise ; to arrive, come up ; to result, be produced ; to go upstream ; stat. : to be high Gt. to go up and away ;  to forfeit sth. (+ina) D. to raise ; to elevate, extol, praise ;  to take away, Variants : alû. Comparison with other Semitic languages : Proto-Semitic : ʿalāy  ﻋَﻼَ   Arabic :ʿalā.  עָ לָה  Hebrew : ʿālā. Ugaritic : ʿly  . Ge'ez : ʿlw .  ili5 = EL. SSED
tanrı; [ETü] MÖ iv teŋri gök, gökyüzü, gök tanrı . << Ata Türkçe. Bilinen en eski Türkçe sözcüktür. Eski bir Asya dilinden alıntı olasılığı üzerinde durulmuştur. Tüteŋ (tartma? denklik? ufuk?) bağlantısı da düşünülmeye değer. Karş Ar qadīr (tanrının bir adı) NETS

 Eski Türklerin ve Moğolların inancı Tengricilik'te Gök Tanrısı (Kök Tengri) gökün yüce ruhudur. Tenğri[3]( تنكرى; Eski Türkçe): Gök(-tanrısı). Eski Türkçe kaynaklarda Tanrı anlamına geliyor. Aynı sözcük, bugünkü anlamı ile Tanrı diye kullanılıyor.
Tenger (Moğolca): Tanrı
Tenger Etseg (Moğolca.): Gök Tanrısı'nın Moğollardaki ismi. 
Macarca'da: Tenger, Bulgarca'da : Tangra, Japonca'sa Tangara, Yakut dilinde Tangara; Kuman dilinde Tengre; Karaim dilinde Tangrı; Çuvaş Türkçesinde Tura; Hakas dilinde Tigir; Tuva dilinde Deyri; Kırgız-Kazak Türkçesinde Tengri; Tatar dilinde Tengre; Karaçay-Malkar Türkçesinde Teyri; Azerbaycan Türkçesinde Tarı/Tanrı; Türkiye Türkçesinde Tanrı olarak kullanılması bile bu kelimelerin ifade ettiği kavramın Türk halkları arasındaki ortak kullanımının işaretidir.
Çince'ye Tien olarak geçmiştir. Çinliler Orta Asya'daki Tanrı Dağları'na Tien-şan derler. En aşağı 2500 yıllık bir geçmişi olan öztürkçe Tanrı kelimesi birçok Asya dillerine yerleşmiştir. Bu kelimenin en eski kanıtları Çin edebiyatında Hsiung-nu halkını (MÖ:1766-400 arası) anlatan yazılarda da bulunmuştur
http://tr.wikipedia.org/wiki/Tengri#cite_note-2
dingir uggu; dead god; Süm. lw. DINGIR.UG… Oppenheim...TASD 

 Ünlü Arap gezgin İbn Fadlan’ın naklettiğine göre o sıralarda İslam’a henüz girmiş olan Oğuz Türkleri herhangi bir zorluk ile karşılaştıklarında bakışlarını gökyüzüne yöneltip “Bir Tengri.” derlermiş. Başta Kaşgarlı Mahmud olmak üzere İslami dönemin tüm yazarları Allah kasdıyla “Tengri” ismini kullandıkları gibi bütün kaynaklarda her işe; söze kutlu bir nitelik kazandırmak kasdıyla ilk önce “Ulu Tengri’nin adı” anıldıktan sonra başlanması gerektiğini bildirmişlerdir. Türk tasavvuf tarihinin öncü ismi Ahmed Yesevi de Divan-ı Hikmet adı ile biraraya getirilen "Hikmet" adlı şiirlerinin 12'sinde bu kelimeyi asli şekliyle " Tengri" olarak kullanmaktadır. Anadolu tasavvufunun en önemli isimilerinden Yunus Emre ( XIII.yy.) ve Niyazi Mısri de şiirlerinde "Tengri" anlamındaki "Tanrı" ve eşdeğeri olarak "Çalab" kelimesini kullanmışlardır.
Oğuzların İslamiyete daha henüz yeni geçtikleri dönemden kalma Dede Korkut Kitabında, Allah'ın adı hatta sık sık "Allah Tengri"olarak verilmiştir.http://tr.wikipedia.org/wiki/Tengri#cite_note-2

Doğu’da ve Batı’da “tanrı” için kullanılan sözcüklerin benzerliği şaşırtıcıdır. “Tanrı”, Urducada Dyaus, Latincede Deus, Yunancada Theos ve Zeus, Meksikacada ise Teo ve Zeo’dur. EGON.2006
Tanyu, filolojik metodu kullanarak kaleme almış olduğu  ’ İslamlık’tan Önce Türkler’de Tek Tanrı İnancı’ adlı eserinde eski Türk İnancı’nı açıklamak için Tanrı kelimesi üzerinde durmuştur. O, araştırmasına öncelikle Tanrı kelimesinin etimolojik yapısını inceleyerek başlar ve bu konuda şu bilgileri verir: “Türkiye Türkçe’sindeki “Tanrı”sözcüğü elimizdeki en eski kaynak olan Orhun Yazıtları’nda “Tenri / Tengri” biçimindedir ve bu biçim aynı kavramda, az çok ses değişmesiyle, bütün Türk lehçelerinde kullanılmıştır, kullanılmaktadır. Sözcükteki “-n-“ sesi daha doğrusu “ng-“ sesleri, sözcüğün ince sıradan kalın sıraya geçmesinde etkili olmuş, sözcük Türkiye Türkçesi’nde “Tanrı”, Yakutça’da ses ayrımı dolayısıyla “Tangara” biçimini almıştır. Aynı kavramdaki aynı sözcüğü Sümerce’de “Dingir” biçiminde görüyoruz. “Dingir” sözcüğünün Sümerce’deki anlamı ve karşılığı Akadca’da “ilu”, yani “Allah”tır. Dil bilim verilerine göre anlam bakımından aynı olan “Tengri” sözcüğü ile, Sümerce’deki “dingir” sözcüğün tarihi de görülebilir. Bize göre köken kesinlikle aynıdır ve raslantı, tesadüf gibi aykırı bir açıklama, bilim yöntemlerine ters düşer.
Hikmet Tanyu’nun çalışmalarında Filolojik Metod. Pdf. Sami Kılıç.
tañry ou tengri = Dieu, le Ciel.
                Du sumérien Dingir = Dieu, Ciel. Selon les tradions mongoles, rapportées par B.Bergmann, dans son “Exposé des principaux dogmes thibétains et mongols” , “avant le commencement de toutes choses, il existait dans les régions supérieures du ciel des ETRES DIVINS (Tenghri).” Ce même nom, au sens de ‘ciel’, se trouvait dans la langue des Hioung-Nou (Huns),  et les Chinois le transcrivaient par tchen-li, dans le fameux titre royal tchen-li kou- tou- chen- yu = ‘majestueux fils du ciel’.
Chez les Turcs de l’Altaï, Dieu s’appel Tengere Kaïrakan = ‘Dieu (ou le Ciel) providentiel’, Cf. encore, persan tengiar = Dieu; sokpa (Frontière chinoise) thenggre = ciel; amoy et thibétain parlé teng = audessus, supérieur; gurun (Népal) tunri = id.; serpa (ibid.) tyang ) id.; limbu (ibid.) thang = id.
Le sumérien dingir a pour contrepartie gingira = déesse. Bedros Keresteciyan
dingir (Süm.) Tanrı, gök. Türk dili TENGIR (TEGRİ, DANGIR, DENİR, TENİR) Tanrıgök (umum Türk) . TİNGİR, TİGİR nehir adı. Olcas
lugal-ĝu10 za-e dim3-me-er maḫ-me-en.ETCSL c.4.31.1-12
dim3-me-er gal-gal-e-ne i-bi2-bi ša-mu-un-gub-en. ETCSL c.4.08.26-14
Tanrı Çince T’ien. ROUX, Jean-Paul, (1956) Tangri Essai sur le ciel=dieu des peuples altaiques. (Gökyüzünün Tangri tanrısı = Altay halkları üzerinde Deneme.)

 Tanrı sözcüğü Sümerce kökenlidir ve özellikle bütün eski Türk dillerine geçmiştir.
 Bkz; Allah, ilah, rab, tanrı, ulu

tapan (daban) tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen, ağaçtan geniş araç, sürgü < Erm. ta’pan < ? < Akad. tapanu, bir nesne < Süm.  gişDA.PAN sürgü. Şimşek.2004
tapan ‘tarlaya atılan tohumu örtmek için kullanılan ağaç sürgü’. Ağızlarda daban (< tapan= biçimi de yaygın olarak geçer. Tarlaya atılan tohumu örtmek için kullanılan tırmığa ağızlarda keşan veye keşen adı da verilir. Ağızlarda tapanlamak (ve tapan çekmek) ‘yeni ekilen tarlanın tohumunu kapatmak için sürgü çekmek’ biçimi de kullanılır. Türkmencede de dabanlamak ‘to trample own, press down; to put a roller (on a field)’ olarak kullanılır. Türkçe taban sözünün yan biçimi olduğu anlaşılıyor. Ancak Ermeniceden alındığı da sık sık sözlendirilmiştir. Ör. Tietze’ye göre tapan Ermenicede dap’an (tap’an) dan kalma bir alıntıdır.  Kürtçede de tapan olarak geçer. Eren
da-pa(-n). tapannum. Tapan, sürgü. SNAX
ĝišda-pa ("Sterz, Lenkflügel" (des Pflugs)). SUZE
tapan    Tohum ekildikten sonra tarlayı düzeltmeye yarayan yassı ağaç araç, sürgü. Türkçe Sözlük
daban [HARNESS] wr. daban "a part of a harness" Akad. šardappu. TPSD
tapan An.ağl. taban 1. Tekerlek çemberi, 2. Tarlanın çukur yeri, 3. Tarlanın düz yeri, 4. Evlerin zemin katı, 5. Toprağı verimli tarla, 6. Toprak tabanlı ev, 7. Temel, asıl. TUGÜ

teker gigir (Süm.);
gigir; tekerlek, halka. Akad. narkabtum. SNAX
teker ‘Tekerlek, tekerlek biçiminde olan (şey)’ – tegir(mi) ‘değirmi, yuvarlak, çevre’. ET. täglir – ‘çevrilmek, döndürülmek’; tägre ‘daire, çevre, civar’; tägrikle- ‘dört yanını çevrelemek, kuşatmak. OT. tegir(me) ‘çörek, değirmen taşı, para gibi değirmi olan her nesne’ (DLT). tägärmäç (TatK.) tägärmäs (Bşk.) täkär (Az.) tiğir (Trkm.) döngelek (Kzk.), döngölök (Kırg.). TUGÜ
ĝgigir/giĝir2 "Wagen" narkabtu, chariot
gıcır-gıcır; HatV81, 99; Sümerian gigir (whell) seems to be duplicated, therefore girgir>gigir; related to roundness-words teker, tögerek (vide infra). There ar not too many things in nature that are naturally round so it is possible that the roundness was expressed via analogy to the eye, thus the root my be possibly related to kör (which could have meant ‘eye’ instead of ‘to see’ ), and thus related to Mongolian ger (yurt) which is round. It is possible then the word ker (to stretch) came later from making whells, and soz (to stretch) would have to be via k>s.). See the words  roundness. HMHumbey.. duplicated…
teker [TTü] teker tekerlek < Tü tekerlek [>>] → tekerlek ● TTü tekerlek sözcüğünden geri türetilmiş bir biçim olduğu varsayılabilir. =? Etü. tegrek halka, çember, yuvarlak kuyunun dış kenarı  ● Kaş < Etü. *tegir- dönmek? +Ak → değirmen
● Etü. tegrek veya *tekerek biçiminden ekspresif bir /le/ sesi ilavesiyle oluşturulmuş olması olasıdır. Karş. Kırg. tekerek,töŋerekdöŋölök . NETS
tikerçek : tekerlik, devre, halka. — Rad, Kreis.
tikir : müdevver, tekerlik. — Rund, Rad. | tikirlek : tekerlik. — Rad. | tikirlemek : yuvarlamak, çevirmek, tahvil eylemek. — Rollen, wälzen, vertauschen. ÇAOS
gigir [CHARIOT] wr. ĝešgigirĝešgigir2; gigirx(|LAGAB×TIL|) "chariot" Akad. narkabtu. TPSD
teker    1. Tekerlek: Araba tekeri. Makine tekeri. 2. sf. Tekerlek biçimde olan: Bir teker  < Aram peynir. 3. İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. 4. gök b. Bir gök cisminin daire biçiminde görünen yüzeyi. 5. gök b. Cismin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. Türkçe Sözlük
mu gešgigir dnin-lil2 ba-dim2-ma. ‘Tanrıça Ninlil’in arabasının yapıldığı yıl’. P128421-10
gešgigir ensi2-ke4-ne-še3. ‘Yöneticinin arabasının’. P109936.-4
gešgigir dba-ba6. ‘Tanrıça Bau’nun arabası’.  P110276-10
lugal-zu {gesz}gigir u3-mu-DI. ‘kralının arabasını hazırla’. Cyl A.6-17




Hiç yorum yok: