7 Şubat 2015 Cumartesi

Etimoloji U-Ü harfi ile... I

ulu. il2. elu (Akad.) elû  (vb. i/i)
G. to go up, rise ; to arrive, come up ; to result, be produced ; to go upstream ; stat. : to be
high Gt. to go up and away ;  to forfeit sth. (+ina) D. to raise ; to elevate, extol, praise ;  to
take away, remove Dt = Gt ; to be raised higher than (+ana) Š. [E11 :  ] to make
climb, go up ; to embark (v.t.) ; to bring forward (a witness) ; to bring out (a document) ; [E11
:  , NIM :  ] to subtract, determine (a root) (Mathematics) ; šum X šūlû to swear oath by X Variants : alû. Comparison with other Semitic languages :
Proto-Semitic :
ʿalāy
 ﻋَﻼَ   Arabic : ʿalā
 עָלָה  Hebrew : ʿālā
Ugaritic : ʿly 
Ge'ez : ʿlw
Sumerian il2 is a rebus representation of Akkadian elû. AKDI
ulu Oulou (Ouluogh) = Grand. Cf. égyptien ur= grand, chef; Vieux persan uru= grand, large;
sumérien gula = id. aku (Afrique) olu=chef; étrusque acolu=id. Dérivé  oulalmaq (ulu olmak) =grandir, croitre. Bedros Keresteciyan
ulu  1. Erdemleri bakımından çok büyük, yüce  2. Çok yüksek, çok büyük olan (şey).  Türkçe Sözlük 
ulu  ETü. Uluğ. NETS
Bkz; Allah, ilah, rab, tanrı, ulu

udu (Süm.) koç.  Güneş tanrısı, mukaddes. Türk dili UDUK (IDUK) mukaddes (Eski Türk) UD öküz; boynuzlu hayvanlar (Eski Türk) GUDAA-geyik öküz (Tofalar).
GUD (Süm.) öküz. Olcas
udu "Schaf" . Akad. immeru. SUZE
udu ETr. udu ara, iz, art, geri, uyku, öküz, sığır. İZEY
udu (Süm.) koyun.
utu: güneş, dutu: bir tanrı

um Tr. um/om erek bildiren kökler. Bunlardan um-om sesleriyle türetilen sözcüklerde bir yere yönelme, bir yere ulaşma anlamı saklı. İZEY
ummu  [AMA  ]  (n. fem. ; st. constr. ummi)
mother ; ummu ālittu : the natural mother; ummi ummi : grand-mother ;  : ummī attī : you are (as) my mother ; Babylonian : of a goddess : ummu bānītī : the mother who created me / shaped me ; 3) ummu mê : a dragonfly , "a mother of waters" ; 4) sens figuré : the source / the origin , the fountainhead , the headwaters (?) ;  : ummu ṭuppim : the original document (?) ; : ṭuppi ummātim : the document of original (fields ?) ;  : ummu [A.ŠÀ.MEŠ ] : the original deed of property ; 5)  : accounting ? : total credit (?) ; ummu nārāti : the headwaters of the river (?) ; 6) part of a plough ; 7) lexical : a quiver ; 8) a stock tree, vine ; 9)  : topography : meaning unknown ;
Cf. ummatuummūtumSee also : agarinnubāntugarinnuemētu
Comparison with other Semitic languages :
Proto-Semitic : *ʾimm
Arabic : ʾumm  أُم
Syriac : ʾimmā  ܐܶܡܳܐ
Hebrew : ʾēm  אֵם
Ugaritic : ủm  
Ge'ez : ʾǝmm. AKDI
ummu  [AMA : ]  (n. fem. ; st. constr. ummi). Mother. Comparison with other Semitic languages :
Proto-Semitic : *ʾimm
Arabic : ʾumm  أُم
Syriac : ʾimmā  ܐܶܡܳܐ
Hebrew : ʾēm  אֵם
Ugaritic : ủm  
Ge'ez : ʾǝmm. AKDI
uma / umay Sanskr. Bir tanrıçanın adı. Asya Türklerinde çocukları koruyan bir tanrıça. İZEY
ummu mother Süm. AMA . TASD
Sanskrit umā, Akkadian ummu. The Language of the Harappans: From Akkadian to Sanskrit
um :ög. anne, mutter. STDT
Proto-Afro-Asiatic: *ʔVma/*ma(y)
Meaning: mother
Borean etymology: Borean etymology
Semitic: *ʔu/imm- 'mother'
Berber: *maH 'mother'
Egyptian: mw.t (pyr) 'mother'
Western Chadic: *maH- 'mother' (?)
Central Chadic: *ʔama 'mother'
High East Cushitic: *ʔam- 'mother'
South Cushitic: *ʔam- 'grandmother' 1, 'sister' 2, 'mother' 3, 'girl' 4 (otherwise to No. 81)
Proto-Semitic: *ʔu/imm-
Afroasiatic etymology: Afroasiatic etymology
Meaning: 'mother'
Akkadian: umm- 'Mutter' OB [AHw 1416]
Eblaitic: /ʔummum/ [Fronz EL 151] AMOR /ʔi/ummum [Gelb CAAA 14]
Amorite: /ʔi/ummum/ [Gelb CAAA 14]
Ugaritic: um 'madre', pl. umhthm [DLU 34]
Phoenician: [Tomb. 23]
Hebrew: ʔēm 'mother (also father's wife; grandmother; ancestress)' [KB 61], pl. suff. ʔimmōhēnū, ʔimmōhām
Judaic Aramaic: ʔīmmā 'mother' [Ja 50]
Syrian Aramaic: ʔem(m)-, pl. ʔemhāt-, ʔemh- 'mater; abbatissa'; ʔemhāy- 'maternus' (adj.) [Brock 23]
Arabic: ʔumm- 'mère', pl. ʔummāt-, ʔummahāt- ("нек-рые считают, что первая форма применяется к животным, вторая - к людям") [BK 1 50]; (dual) ʔummān- 'les père et mère' [BK 1 50]
Epigraphic South Arabian: SAB ʔmm 'mother' [SD 5] ʔm-t 'bondwoman, female vassal' [ibid.]
Geʕez (Ethiopian): ʔǝmm 'mother' [LGz 22]
Tigre: ʔǝm, pl. ʔǝmmat 'mother' [LH 353]
Harari: umma 'grandmother' [LHar 25]
Gurage: MAS GOG ǝmm, ENN END äm, SOD ǝmmit, GYE ämiyät 'female, mother' [LGur 42]; (all) ǝmmiyä 'big, large'
Mehri: ḥām, indef. (rare) ʔɛ̄m, hāmē, pl. ḥāmēt 'mother' [JM 5]
Jibbali: ʔum 'big'
Soqotri: ʔaʔam 'big'. NODI
ümmi  <1350 b="" bilmeyen="" nbsp="" okuma="" r.="" yazma="">ummī
 اومّى nsb. "anadan doğma", saf, cahil < Ar. ˀumm اومّ #amm anne (= Aram.         ˀemā אמא  = İbr.  ˀēmאם  = Akad. ummu).       NETS
ümmi okuma yazma bilmeyen < Ar. ummi anadan doğma saf, cahil < # umm ana, Aram. emā, İbr. em < Akad. ummu anne < Süm. AMA (EME4) ana, anne . ŞİMŞEK
ummanu Akad. (hikmet sahibi kişi). Kürşat Demirci
ümmi    Ar. umm³  sf. (ümmi:) esk. Okuyup yazması olmayan. Türkçe Sözlük
Bkz. abla, aga, ağa, ahi,  ana, anne, baba, ata, dede,  ebe,  emmi, mama,  pap, ümmet, valide

Urfa Güneydoğu Anadoludaki bugünkü Şanlıurfa < Ar. Ar-Ruha < Akad. Urha > Yun. oppa (orra) veya (orrhoa). ŞİMŞEK. 2007
 Urfa il - Merkez - UrfaOsm: Urfa. A640: El-Ruha. Y300-: Edessa. S300-: Urhay / Urhâ [ Süry "sulak?" ]. Nişanyan
Urfa; Sümerce urşum. Sever.2010

urug (Süm.) kale, şehir, cemiyet. Türk dili URUG şehir, şehir halkı, topluluk. Olcas
uruk Tr. ur’dan ur-uk, uruk soy, döl, kuşak, üreme, oba, boy. Bu sözcük Sümerce uru ile bağlantılıdır. İZEY
uru / iri (Süm.) şehir (alum). SNAX
uru (ere, iri) "Stadt".  Akad.  ālu. SUZE

ru (Süm.) kurmak. Türk dili URU kurmak, dikmek (Umum Türk). Olcas
ru2 (Süm.) dikmek, şekil vermek (pataqum). SNAX
ru2=du3: (a. "bauen", b. "errichten"). SUZE

umum / amme ?< Ar. umūm genellik, bütünlük, genel, tüm, kamu, halk < Ar. amma(t) kamu, halk, avam < # ‘mm genel olma, kapsama, kucaklama, tümünü içerme, Aram. ‘ammā klan, aşiret, boy < Akad. ammu(m), hammu(m) halk .  ŞİMŞEK
avam < Ar. ‘awamm sıradan halk < # ‘mm genel, kamu < Akad. ammu, hammum halk. EREN
umum genel, kamuya şamil
bilumum genellikle, genel olarak ~ Ar. ˁumūm عموم #ˁmm 1. bütün olma, içerme, kapsama, 2. genellik, bütünlük, kamu, halk, herkes = Aram. ˁammā עמא klan, aşiret, boy = İbr. ˁām עם halk, kavim = Fen. ˁm.  Ar. ˁamm (babanın erkek kardeşi, amca) esasen “akraba, aynı kabileden olan kişi” anlamındadır. NETS
umum Ar. ām genel, hep, genel olanlar. İZEY
umum : barca (barıça) : cümle, kamu, kyafe, heme, hep— das Ganze, die Gesammtheit. ÇAOS

üç üş (Süm.) üç. Türk dili ÜŞ (ÜÇ,ÜS,İS) ü. (umum Türk)
eš5: üç/3. SNAX
5, eš "drei". Akad.  šalāštu. SUZE
üç: [ETü] üç 3 sayısı << ATü . NETS
wr. eš5; eš-a-bi; eš10; am3-mu-uš "three; triplets" Akad.  takšûšalāš.TPSD
üçüncü , uçargu — Der dritte.  uçalası : üçüsüde. — Alle drei.  uçav : üçüde, üç nefer. — Drei Personen. ÇAOS

u (Süm.) on. Türk dili UN (ON) (umum türk). Olcas
u wr. u9; u "ten" . TPSD
u : 10/on (ešrum),  parmak (ubanum). SNAX

ücret ecir/ecr-~ Ar. ˀacr أجر #acr ücret, emeğe karşılık ödenen şey = Aram. ˀagr אגר  ~ Akad. agaru ● Belirli ücret karşılığında kamu hizmeti yapma olgusu İkinci Babil devleti (MÖ 8-7. yy) ortaya çıkmış ve MÖ 6. yy'da Pers kralının kurduğu ulak/posta sistemiyle yaygınlık kazanmıştır. Eyun. ággaros/ággelos (ulak, posta, ücretli kamu hizmeti) Herodotos'a göre Pers/Fars dilindedir. EFa. *aggar- kaydedilmemiştir; ancak imparatorluğun resmi yazı dili olan Babil Akadcasından alıntı olduğu muhakkaktır. NETS
ücret Ar. ecr bir işin karşılığı, karşılık. İZEY
ecir, -cri    Ar. ecr  . a. esk. 1. Sevap.  r. 2. Ücret.  Türkçe Sözlük 
ecir    Üzeri tüylü ve tüysüz iki türü olan bir çeşit hıyar, acur. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 
ecir    1. Aşırı güçlük ve sıkıntı. 2. Günah. 3. Öç, öç alma. 4. Kötü alınyazısı, çile. 5. Yerinde, uygun, doğru. 6. Kısmet, pay.  Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 
agaru: to hire, rent. AKDI
ecir/ecr ücret, emeğe karşı ödenen şey < Ar. acr ücret < # cr ücret ödeme, emeğin karşılığını verme < Aram. agrā < Akad. agāru(m) bir evi, insanı, hayvanı vb. Kiralamak. ŞİMŞEK

ülfet ~ Ar. ulfa ͭ اولفة #alf alışıklık, tanışıklık = Ar. alf ألف  alışık olma, alışma, evcilleşme, uyma, bağdaşma = Aram. #ˀlp אלפ alıştırma, evcilleştirme = Akad. ulāpu bağ, ittifak. NETS
ülfet    Ar. ulfet  a. esk. 1. Alışma, kaynaşma. 2. Tanışma, görüşme:.  3. Dostluk, ahbaplık. Türkçe Sözlük 
ülfet peyda etmek  : gündelmek ,adet, amuhte olmak, razılaşmak,. — Zur Gewohnheit werden, Entstehen einer Freundschaff. ÇAOS

ümmet ~ Ar. umma ͭ امّة #amm kavim, soy, özellikle islam toplumu ~ Aram. ˀummtā אומתא kavim, soy ~ Akad. ummātu  → ümmi
● Arapça sözcük nihai olarak “bir anadan doğanlar, soy, aşiret” anlamındadır. Karş. Ar. umm (ana, anne). Öte yandan karş. millet. NETS
Ummia: uzman profesör. Sitchin
ümmet. Um-mi-a. ummanum. Öğretmen, uzman, bilirkişi, yönetici, usta, sanatkar. SNAX
ümmet    Ar. ummet  a. din b. Hz. Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü.  Türkçe Sözlük
ümmet < Ar. ümme(t) 1. ulus, kavim, toplum, 2. İslam topluluğu < ^umm yönetme, önderlik etme, < Akad. ummu anne, ummanu(m) sürü halinde topluluk, kalabalık < ? Süm. AMA (EME4) anne >. Ugar. umt aile, klan amme, umum, umumhane
ümmi okuma yazma bilmeyen < Ar. ummi anadan doğma saf, cahil < # umm ana Aram. ‘ema, İbr. ‘em < Akad. ummu anne < ? Süm. AMA (EME4) ana, anne
Ümmiye anneye ait, anneyle ilgili. Ümmühan, hükümdar anası. Şimşek.2007
Bkz. abla, aga, ağa, ahi,  ana, anne, baba, ata, dede,  ebe,  emmi, mama,  pap,  ümmü, valide

üs/üss- ~ Ar. ˀuss اوسّ #ass 1. temel, baz, esas, 2. matematikte bir sayının üssü = Aram. ˀuşşā אוששא #awş temel, baz, esas = Akad. uşşuNETS
üs, -ssü     Ar. uss 
(I) a. mat. Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır. Türkçe Sözlük 
üs, -ssü     Ar. uss  (II) a. 1. esk. Kök, asıl, temel, esas. 2. Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, atölyeleri, onarım yerleri, servis alanları olan, sürekli veya geçici olarak konaklanılan yer. . 3. ask. Bir askerî harekâtta birliklerin gereksinim duyduğu her türlü gerecin toplandığı, dağıtıldığı bölge. Türkçe Sözlük
üs/üss- < Ar. uss temel, taban matematikte bir sayının üssü < #ss temel olma < Aram. ‘ušša (#’ws) temel, baz, esas < Akad. išdu(m) e/ušdu(m), ildu, irdu, issu, ištu temel, esas < Akad. ušš(m) temel(ler), < Süm. 8 temel, baz, esas, tesis (Militarev, Database No 2210)  > İbr. šēt temel ← esas, müesses, müessese, tesis. ŞİMŞEK

üs Ar. üss dip, taban, temel. İZEY


Hiç yorum yok: